Şimdi ışıklı yolda yürüme vakti

Şimdi ışıklı yolda yürüme vakti

Karşında herkesin sadece işini yapmaya odaklandığı bir Milli Takım görünce izlemesi de konuşması da ayrı keyifli oluyor.

Biz aynı isimlerle…

Aynı isimlerin oynadığı primcilik oyunlarıyla…

Primcilik oyunlarının kavgalarıyla…

O kavgaların haklısını aramakla vakit kaybedemeyiz.

Biz ‘gerçek oyunun’ içinde kalmalıyız. Bizim sürekli yeni jenerasyon üretmeye, yeni isimleri yeni rekabetlerin içine sokmaya ve zihnimizi sadece saha içindeki oyunlara vermeye ihtiyacımız var.

Bunu yaptık.

Bunu yaptığımız için EURO 2020 yoluna girdik.

Şu son 2 maç üzerinden gidelim;

Andorra karşısında sanki bizi sahaya bırakıp ‘15 dakika içinde bunları yeneceksiniz' dediler.

O acele, o panik havası Şenol Güneş'in de dediği gibi az daha ‘tarihi rezillik' yaşatıyordu.

Haklı olarak alınan 1-0'lık galibiyete burun kıvırdık. Ama eleştiri kabul eden takım olunca gidip Moldova'da doğrusunu oynadı.

Cenk'in ilk golünden sonra herkesin güveni yerine geldi. Pas oyununu sahanın her bölgesine yayarak, cayır cayır top oynayan milliler kaliteli ayakları da gününde olunca 4-0'lık müthiş bir galibiyet aldı.

Bu takım herkesin oynamak istediği, oynamayanların Deniz Türüç'ün topa vurmadan önce ‘inşallah gol olur yarabbim' dualarına ortak olduğu bir takım. Futbol kazançları ve kayıpları olan bir oyunsa Milli Takım için en doğru kazanç bu birlikteliği bozmamaktır.

Şimdi ışıklı yolda yürüme vakti…

6 maçta 15 puan toplayıp İzlanda'nın da Arnavutluk'a kaybetmesiyle rüzgarı arkamıza aldık. Elemelerde bizden daha iyi durumda olan 4 takım var: İngiltere, Belçika, İtalya ve İspanya.

1 ay sonra oynayacağımız Arnavutluk ve İzlanda maçlarından en az 4 puan çıkarırsak kura çekiminde seri başı olma fırsatımız doğacak.

Gruptaki performansımız aynen böyle devam eder ve lider bitirirsek ilk 2 torbadan biri garanti. Elemelerdeki en iyi 6 takım içerisinde kalırsak da yerimiz 1.torba olacak.

Bu da EURO 2020'de kolay rakip, kolay grup demek.

Ağzımıza bal çalan Milli Takım'ın artık yeni hedefi budur.